Sevgili müzikseverler,

yaşadığımız iletişim çağında bir bilene sormak, ondan feyz almak, araştırmalarına, çalışmalarına dikkatle bakmak bizler için belki de en güzel motivasyon kaynağı. Bu kaynağı yakından tanıyan ve seven bir piyanist olarak, bir çok değerli sanatçı ile röportaj yapma şansını elde ettim. Önce ‘sanatçılarla röportajlar’ adlı çalışmamı başlatıp sonra da başta genç kuşak bireyleri ve yaşsız sanatseverleri etkinlikle ilgili bilgilendirip, bir araya getirmek için Let’s Meet Platformunu kurdum. İnstagram’dan ve Facebook’tan takip edebileceğiniz (lets___meet)  Let’s Meet, hepimize ışık olsun dilerim.

Bu sayfada dünyaca ünlü orkestra şefi Howard Griffiths ile gerçekleştirdiğim röportaja ve Fazıl Say ‘ın İzmir resitali akşamında yapmış olduğumuz söyleşiye (aşağıda detaylıca) ulaşabilirsiniz.
Bu çalışmalarımı sizlerle paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum.

Howard Griffiths turnelerle dolu yoğun programına rağmen, sorularıma vakit ayırıp hepimize faydalı olacağını düşündüğüm bilgileri sizlerle paylaşmama imkan tanımıştır. Kendisine ve yardımları için sevgili eşi Semra hanıma buradan da huzurlarınızda tekrar teşekkür ediyorum.

Işık dolu sanatla, ruhumuzu besleyen müzikle kalın …

Sevgilerimle
Işık Ece

.

.

.

.

.

Howard Griffiths&Işık Ece Röportaj

Işık Ece:     Müzikli çocuk kitapları yazmak fikri nasıl ortaya çıktı?

Howard Griffiths:     Çocuklarım küçükken onlara hep hikayeler anlattım. Hikayeleri de hep kendim bulurdum. Zevkli ve yaratıcı anlattığım için meşhur da oldum, çok hikaye anlatmaktan. Ondan sonra da çocuk konserleri yapmaya hep önem verdim. Konserlerimin %10’u çocuk konserleri oldu. Çok da başarılı oldu ve sonradan bunu kitap şeklinde yazayım diye düşündüm ancak senelerce uzattım bu işi, yapmadım ve bazı tanıdıklar ‘sizin konserleriniz çok spontan, bu şekilde daha güzel oluyor, yani kitapta iyi olmaz’ dediler ben de bir süre tereddüt ettim tabi ama daha sonra, boş bir günümde; hikayenin iskeletini oluşturdum.
İlk kitap başarılı olduktan sonra devam ettik ve şimdi de üç kitap oldu. Kitabın film çalışmaları başladı; animasyon filmi yapılacak dün ilk toplantısı oldu, yani çok iyi gidiyor.

Işık Ece:     Kitaplarınız hangi yaş gurupları için ideal olabilir?

Howard Griffiths:     5-10 arası. Zaten en önemli yaş. Yani bu klasik müziğin ilk tohumunu yerleştirmek için iyi bir zaman. Çok önemli çünkü daha sonra çocukların başka ilgileri oluyor, facebook, bilgisayar oyunları gibi, onun için küçükken bunları yakalamak lazım.

Işık Ece:     Kitaplarınız hangi dillere çevirildi?

Howard Griffiths:     Şu anda ilk kitap Almanca, İngilizce, Türkçe ve Sırpça’ya çevirildi. Ayrıca Polonya’da ve İsveç’de çevrileri yapıldı, henüz basılmadı, uğraşıyoruz.

Işık Ece:     Ülkelere göre nasıl geri dönüşler aldınız?

Howard Griffiths:     Her kitap bir kere bir ödül kazandı. İlk kitap ‘Cadı ve Maestro’ hatta 2 tane!
Young Ear Prize Hamburg ve German Academy for Children and Youth Literature Berlin ödüllerini,

ikincisi ‘Orkestra Fareleri’ the median prize ‘Leopold’ aldı.

Üçüncü kitap ‘Uçan Orkestra’ BMU Prize of the German government for music teaching ödülünü aldı ve aynı zamanda 1. kitap şu anda Almancada 3. baskıda, yani 5 senede üç baskı çok iyi. İkinci kitap da ikinci baskıda, yani çok iyi gidiyor, okullar satın alıyorlar, derslerde kullanıyorlar.

Işık Ece:     Bu harika bir haber! Peki çocuklarına klasik müziği sevdirmek ve tanıtmak isteyen ailelere neler tavsiye edersiniz?

Howard Griffiths:     Evde çok klasik müzik dinleyin, konserlere götürün çocuklarınızı. Her program için iyi olmaz ama bazı programları seçip de çocukları konserlere götürmek, ondan sonra ilgi görürlerse enstruman öğrenmelerine vesile olmak iyi olabilir. Bir saz öğrensinler veya şarkı söylesinler en kolayı şarkı söylemek, bir koroda şarkı söylemek hiç bir maliyet istemez, enstruman satın almayacaksınız ve aynı zamanda çok keyifli bir şey bence koroda söylemek. Nota öğreneceksin, ruhun için çok güzel bir şey şarkı söylemek.

Işık Ece:     Kitaplarınızın seyirci ile buluşması projeniz de var öyle değil mi? 23 Nisan’da olacak.

Howard Griffiths:     Aynen ama bir dahaki sene 2020’de. Hangi kitabım seslendirilecek henüz kesinleşmedi. İstanbul’da bu 23 Nisan’da Cadde Bostan Kültür Merkezi’nde iki defa seslendirilecek. Uçan Orkestra daha yeni çıktı Türkiye’de ve bu da seslendirilecek İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası ile yine iki kere.

Işık Ece:     Peki siz tanınmamış eserleri çokça seslendiriyorsunuz. Bu eserlerin takipçileri çoğalıyor mu, geniş kitlelere ulaşabiliyor musunuz böyle kayıtlarla?

Howard Griffiths:     Tabi, dünya çapında bekleyenler var bu CD’leri. CPO, alman label bu işi yapıyor, yani tanınmamış eserler çıkartıyor. Çok ilgilenenler ve bu eserlerin çıkmasını bekleyenler var. Bu tanınmamış, sonradan bulunmuş eserleri ortaya çıkartmak bence çok mühim. Bunların arasından son derece ilginç, pırlanta gibi eserler, senfoniler çıkıyor ortaya.

Işık Ece:     Çok güzel. Peki son bir tane sorum var; bizi takip eden, sizi sevgiyle, saygıyla gelip konserlerinizi izleyen genç müzisyen meslektaşlarım için; Türkiye’de ilerlemek ve gelişmek isteyen bu gençlere yurt içinde ve yurt dışında eğitimlerine devam etmek, konser verebilmeleri, destekçi bulabilmeleri için onlara tavsiye edebileceğiniz bir kurum var mıdır? Nasıl bir yol izleyebilirler, nerelere başvurabilirler?

Howard Griffiths:     Türkiye içinde bilmiyorum ama ben şu anda Orpheum (Orpheum Foundation Zürich) kuruluşunun artistik direktörüyüm. Orada da çok yetenekli genç solistlere yardım ediyoruz. Dünya çapında çok kabiliyetli olanlar da var mesela Türkiye’den Veriko Tchumburidze; son derece başarılı bir kemancı. Bunlara piyanist Iraz Yıldız’ı da katabiliriz, henüz 19 yaşında. Elbette elimizden geldiğince Türk gençlerine yardım etmeye çalışıyoruz ve gerçekten iyi sonuçlar alıyoruz ancak çok iyi seviyelere geldikleri zaman yapıyoruz bu işi yoksa Türkiye içinde de muhakkak olanaklar var.
Türkiye çünkü çok gelişti, bazen unutuyoruz bunu. Ben burada Avrupa’da söylüyorum; ‘Türkiye’de 20-25 tane profesyonel orkestra var’ diye, şaşırıyorlar, inanmıyorlar, soruyorlar; dinleyicisi var mı, giden var mı konserlere diye çok ilgi ile buna bakıyorlar. Onun için biz aynı zamanda Türkiye ile gurur da duymalıyız. Müzik konusunda gelişmesiyle..

Işık Ece:      Evet çok güzel, çok değerli bu söyledikleriniz, teşekkür ederiz.

En son yaptığınız çalışmalardan, konserlerinizden bizlerle paylaşmak istediğiniz, dinleyicilerinize aktarmak istediğiniz bir mesajınız var mı?

Howard Griffiths:     En son 22 Şubat’ta Fazıl Say’ın yeni CD’si çıktı. ORF Vienna Radio Symphony Orchestra eşliğinde Solistler Iskandar Wıdjaja, indulize bir çocuk Harem’de 1001 gece keman konçertosu’ nu bir de Iraz Yıldız ‘China Rhapsody’ i ve Grand Bazar adlı üç eseri seslendirdiler. Çok olumlu bir kritik çıktı.
Çalışmalarım her zamanki gibi oldukça yoğun, gelecek hafta Deutsche Symphonie Orchester Berlin ile Offenbach’ın yeni bulunmuş bale müziğini seslendireceğiz. Ondan sonra Belgrad’a gidiyorum sonra BBC’ye gidiyorum, yani böyle çingene gibi geziyoruz.

Işık Ece:     ah çok güzel! İyi ki geziyorsunuz, iyi ki böylesi güzel kayıtlar yapıyorsunuz, bizler de sizi dinliyoruz, iyi ki varsınız Howard Griffiths. Teşekkürler vakit ayırdığınız için.

.

.

Sanatçılarla Röportajlar adlı çalışmamın ilk durağında Fazıl Say ile yaptığım röportaja sayfanın devamını okuyarak ulaşabilirsiniz. 

.

.

2018 yılını uğurlarken, piyano resitali hazırlıklarım, seminerlerim ve derslerim yanı sıra hayata geçirmiş olmaktan büyük keyif ve mutluluk duyduğum ‘sanatçılarla röportajlar’ adlı çalışmamın ilk durağında, 27 Aralık tarihli Fazıl Say’ın İzmir resitali öncesi A. Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde kendisi ile gerçekleştirdiğim röportajı sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyarım.
Bu buluşmaların benim için önemi büyük ancak hedefi, sanatçılarımız ile güncel bir iletişim halinde olmaktır.
Onların, amaçlarımıza kulak verip, aslında ne kadar ulaşılabilir olduklarını, biz soru soran, öğrenmek isteyen gençlere her zaman kapılarının açık olduğu, iletişime ne kadar değer verdiklerini paylaşmak istememdir. Bizlere her zaman destek oldukları gerçeğini, ilham verdiklerini de ayrıca belirtmek isterim. Kendisine tekrar vakit ayırdığı ve beni dinlediği için de ayrıca teşekkür ederim. Umarım bu röportaj sizler için de yeni ufuklar açar. Hepinizin yeni yılını kutlar, sağlık, başarı ve müzikle geçmesini, yaratıcılığınızın da en yakın arkadaşınız olarak kalmasını, hayallerinizle tüm projelerinizin de gerçekleşmesi dilerim!

Sevgiyle…
Işık Ece Tezgel Gönül

27/12/2018

Fazıl Say&Işık Ece İzmir Ropörtajı

Işık Ece:        İzmir Süiti’nin hikayesinden biraz bahseder misiniz?

Fazıl Say:      İzmir Süiti’ ni 2018 yılında yani bu yıl besteledim.İzmir Belediyesi benden İzmir’ i anlatan bir müzik istedi.Ben de hem İzmir anılarım, nostaljisi, İzmir’in dokusu, kokusu, bölüm başlıkları; bir Jazz zeybeği, bir Urla şiiri, bir Kordonda sessiz sabah veya denizin dalgaları gibi..bir yandan da İzmir’in Dağları’nda türküsünü, İzmir Marşı’nı acaba Chopin, Rachmaninov veya Brahms nasıl yorumlardı gibi de onların kendi karakteristiğinde bölümler de var. İzmir Süiti Türk halkının çok hoşuna gidecek bir eser oldu diye de düşünüyorum.

Işık Ece:        Evet, kesinlikle! İzmir’den sonra 8 Ocak İstanbul,10 Ocak Ordu, 12 Ocak Paris, 17 Ocak Konya, 18’ i Ankara, 20’ si Münih 22’ si İtalya görünüyor ve Nisan ayına kadar yoğun bir tempoda gidiyor konserleriniz. Hangi eserleri seslendireceksiniz?

Fazıl Say:      Benim bütün hayatım böyle. 25 yıldır. Bir piyanistin hayatı hep yılda 100-120 konsere giden seyahatlerle doludur. Konserlerde farklı programlar olabiliyor benim yıllar içinde çaldığım konçertolar, oda müziği eserleri.. Mesela Milano’da bir soprano ile bir konserim var ki biz kendisiyle CD’sini yapmıştık. Paris’te kendi bestelerim var, Ordu’da Ankara’da ve Konya’da Truva Sonatı var vs. Bazı konserlerde Beethoven Sonatlar var, bazılarında Chopin Nocturne’ ler var.. karışık, hiç bir program aynı değildir ama tabi benimkisi geniş bir repertuvar.

Işık Ece:        Çok güzel. Peki tüm bunlar içinde Fazıl Say’ın motivasyon kaynağı nedir?

Fazıl Say:      Benim motivasyon kaynağım müzik yapmak özgüsü, tutkusu!

Işık Ece:        Peki hedeflerinizi nasıl ve neye göre belirlersiniz?

Fazıl Say:      Hedeflerim; konser ve CD hayatımın sağlıcakla devam etmesi ve bol bol beni mutlu eden kayıtlar, besteler ve çalışmalar yapmak.

Işık Ece:        En çok hangi bestecilerin eserlerini çalarken keyif alıyorsunuz, o eserleri çalarken size dokunan neler oluyor?

Fazıl Say:      Biliyorsunuz ki biz müzisyenler yorumcu olarak bir eseri çalıştığımızda en çok o sırada çalıştığımız şeyi severiz çünkü ona gayret ediyoruzdur, onu anlamaya çalışıyoruzdur. Dolayısıyla hepsi eşittir ve herşey de eşit zordur bence.

Işık Ece:        Piyanist meslektaşlar, piyano çalışmalarına yardımcı olacağını düşündüğünüz neler yapabilirler?

Fazıl Say:      Valla benim de herkes gibi kendi yöntemlerim var. Ben önce özellikle analitik okurum piyano çalmaya başlamadan önce uzun bir analiz ve notayı içselleştirme dönemi geçiririm bunu renkli kalemler de çok yaparım ondan sonra işte bütün eserleri nasıl öğreniyorsak, yavaş, ağır, daha hızlı vs. bazı parçalar hemen elinizin altında akar, bazıları zorlukla doludur, hepsini çöze çöze… Öğrenme süreci zordur. Repertuvara bir kere aldıktan sonrasında da eserlerin gelişmesi başlar. Eserlerin bir evreye ulaşmaya başlar. İnsanın kendisi olmaya başlar.. Biz yorumcuyuz ama yüzyıllar önce yaşamış bestecileri çaldığımızda onların nasıl çaldığı ile ilgili bir bilgimiz yok telefon edip soramayız.
Mesela Keith Jarrett nasıl kendi eserini çalıyor, en azından kendinden dinlerim ve anlarım veya Fazıl Say eserini nasıl çalıyor, benim meslektaşlarım benim bir kaydıma bakar, YouTube’dan veya CD’den dinler, ne temposunda, nasıl bir karakterde, müziği ne hissetmiş bu besteci kendi çalışında ne hissetmiş, ben kendim çalarak ne yapabilirim gibi onlar da düşünür ama eski bestecilerde; Bach’da, Beethoven, Mozart ve Chopin’ de, onların nasıl çaldığı ile ilgili bir fikrimiz yok. Kalan şey sadece notadır ve bu da sübjektif yorumlamalara genellikle yol açar. Bu sübjektif yorumların içinde ne kadar çok tecrübeniz varsa ne kadar çok kafa yoruyorsanız o kadar başarılı olursunuz.

Işık Ece:        Peki piyano eğitmenlerine, eğitimlerine eklemelerini tavsiye edeceğiniz neler olur, dünyaca ünlü bir piyanist olarak gittiğiniz ülkelerde gördüklerinizden hangileri size ‘keşke şu imkanlar da ülkemde olsaydı’ dedirtiyor..

Fazıl Say:      Piyano eğitmeninin kendi seviyesi ile de ilgili burada bir durum var. Mesela benim hocalarım kendileri çok iyi piyanistlerdi. Mithat Fenmen olsun, Kâmuran Gündemir olsun, David Levine olsun hepsi müthiş seviyede konser piyanistleriydi. Çok iyi müzisyenlerdi, besteler de yaparlardı, yani bunlar müzik insanlarıydılar. Dolayısıyla tamamen o seviyede olmayan da hocalar da var, hocanın da iyisi kötüsü var dünyada sadece Türkiye’de değil dünyadanın her yerinde.
Şimdi hocanın iyisi kötüsü durumunda böyle olmalıydı, şöyle olmalıydı diye bir şey yok. Aynı konservatuvarda yan odada çok iyi bir hoca var öbür odada pek iyi bir hoca yok, bu bir sistem sorunu değil sadece durum hep böyledir, dünyada böyledir. Herkes herşeyde en iyisi olamıyor o yüzden burada bizim konservatuvarlarımızın çok iyi olduğu dönemler, çok iyi olduğu bölümleri olmuştur, bunları söyleyebilirim.

Işık Ece:        Peki, son soruyu öğrencilerim için soruyorum: Küçükken idolünüz kimdi? Kim olmak isterdiniz?

Fazıl Say:      Ben küçükken ünlü bestecilerin hayatını okurdum, müzik ansiklopedileri okurdum o zamanki, müzikle ilgili kitaplar okurdum. Hepsi çok hoşuma giderdi. Bach’ından Beethoven’ına, Tchaikovsky’sine hepsinin ilginç hayatları olmuştur biyografileri. Onları ben daha ilkokul 1’de bile merak salıp okumuştum resimlerine bakarak filan, ünlü besteciler, ünlü yorumcular vs. Şimdi burada şunu örnek alıyorum diye bir dünya yok. Zaten ilk gençlik yıllarından itibaren, 16, 17 yaşlarından itibaren piyano çalanlar veya müzik yapanlar filanca parçayı Glenn Gould’dan sever, Chopin’i Michelangeli’ den sever Horowitz daha güzel çalar O’nun için. Yani o kendi yorumcular dünyasını besteciler dünyasını kendi skalasında yaratacaktır. Bir tek adam herşeyi en iyi yapıyor diye bir şey yok. Yani idol müziği iyi yapanlar geneli olması lazım bence.

Işık Ece:        Çok teşekkür ediyorum vakit ayırdığınız için.

Fazıl Say:      Ben teşekkür ederim.

.

.

.

.